Orman Yangınları ve İklim Krizinin Düşündürdükleri

Geçtiğimiz günlerde ülkemizin farklı yerlerinde yaşanan orman yangınları, bizleri de derinden üzdü ve iklim krizi üzerinde düşünmeye sevk etti. Antalya Manavgat’ta yangınla mücadele edenlere elimizden gelen erzak desteğini verdik. Tüm Türkiye’nin ağaçlandırılması için yıllardır emek veren TEMA’ya fidan bağışı yaptık. Ancak bunların yanı sıra, neleri daha iyi yapabiliriz diye düşünmeye ve araştırmaya da başladık.

İklim krizi konusunu ele alırken, Birleşmiş Milletler bünyesinde kurulmuş olan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından geçtiğimiz hafta açıklanan ve 14 bin kadar bilimsel makaleye atıf yapan rapor, incelenmesi gereken dökümanlardan biri.

Bu rapora göre;

  • İklim değişikliği insanların ürünü: Raporda ilk defa olarak çok kesin bir dille, yaşananların biz insanların yaptıklarının bir sonucu olduğu vurgulanıyor. Yani bu, doğanın normal döngüsünde yaşanacak bir durum değil.
  • Dünyadaki sıcaklık artışı: Dünyamız ısınıyor. Bunu tam olarak önlemek artık mümkün değil. Ama belli ölçüde de olsa önleyemezsek aşırı hava olayları, kuraklık, sel ve doğal afetler giderek artacak. Sıcaklık artışını 1.5 derecede tutmak önemli. Bunun için ilk hedef 2030 yılına dek karbon emisyonunun yarı yarıya azaltılması. 2050’de de sıfır karbon emisyonu. Yolu nedir? Sera gazı salınımının yeşil enerji, temiz teknoloji, ağaçlandırma gibi çeşitli yollarla dünya çapında azaltılması.
  • Sera gazı salınımı: Sanayileşme dönemi (1750’ler) öncesi ile bugünü karşılaştıran rapor, kömür, petrol, doğalgaz gibi fosil yakıtlar ve doğaya verilen zarar nedeniyle atmosferdeki karbondioksit birikiminin %47, metan gazı birikiminin ise %156 arttığını söylüyor. Atmosfer ise artık daha fazla sera gazını tutacak durumda değil. O nedenle sera gazları (karbondiyoksit, metan, ozon vb) salınımının sıfırlanması önem taşıyor.
  • Denizlerin yükselmesi: Her ne tedbir alınırsa alınsın, Kuzey Kutup Dairesi’ndeki buzulların erimesiyle bu yüzyılın sonunda denizlerin iki metre kadar yükselmesi kaçınılmaz görünüyor. Bu da, deniz seviyesindeki ülkeler su altında kalacak demek. Buzulların erimesi, okyanusların ısınması, ve okyanus akıntılarındaki değişiklikler beklenmedik, güçlü doğa olaylarının çok daha sık yaşanacağına işaret ediyor.
  • Aşırı hava olayları artacak: Dünyamızdaki sıcaklık artışını 1.5 derecede tutabilsek bile, aşırı hava olayları artacak. Eskiden 50 yılda bir görülen olaylar, her yıl yaşanmaya başlanacak. Hem aşırı yağışlar, hem kuraklık, uzun süren yangınlar, sel felaketleri, tropik fırtınalar sık sık karşımıza çıkacak. Sıcaklık 1.5 dereceden fazla artarsa, yaşanan doğa olaylarının sonuçları daha yıkıcı olacak.

Dünya için neler yapabiliriz?

  • Temiz enerji seçeneklerine yönelebiliriz. Fosil yakıtlar yerine, güneş, rüzgar ve biyoenerji seçeneklerini araştırabiliriz. Petrol türevleri yerine doğal malzemeleri kullanabiliriz. Poşet kullanımının ücretli olması gibi uygulamaların artmasını talep edebiliriz. (Hatırlayalım; bu uygulama kitleleri bez çanta, file gibi sürdürülebilir seçeneklere yönlendirmişti.) Biz Hotel Berke Ranch & Nature olarak, bulunduğumuz bölgenin bol güneş alması sayesinde yılın büyük bölümündeki operasyonlarımızda güneş enerjisi kullanıyoruz. Bu alandaki yatırımlarımızı artırıyoruz.
  • Karbon tutan ormanları, deniz ve okyanusları koruyabiliriz. Orman yangınlarının ağırlıklı insan kaynaklı olduğunu unutmayalım. Doğada çöp bırakmamak, toplamak, ateş yakmamak, denizleri atık ve çöplerle kirletmemek bireysel olarak atabileceğimiz en basit adımlar. Biz tesisimizde ve çevresindeki orman alanlarında gözlemlerimizi artırdık. Yerel yönetim ile temas içinde herhangi bir yangın ihtimaline karşı dikkatli davranıyor, mevcut ormanları korurken ağaçlandırmaya destek oluyoruz.
  • Daha az tüketebiliriz. Her bir ürünün imalatı için belli bir enerji kullanımı gerektiğini hatırlayalım. Bu enerjinin de bir fosil yakıtı daha fazla tüketmemize sebep olduğunu. Sürekli tüketmek yerine dönüşüm kavramını hayatlarımıza sokabiliriz. Otelimizde, her yıl tadilat ve tamirat dönemlerinde, elimizdeki malzemeleri nasıl en iyi şekilde değerlendirebilir ve dönüştürebiliriz diye düşünüyor, sürdürülebilir bir operasyon için çabalıyoruz. Odalarınızdaki sabun altlıkları, kurumuş ağaçlarımızdan geliyor, örneğin.
  • Farkında olabiliriz. Dünyanın sahibi değil, parçası olduğumuzu unutmamak gerekiyor. Günlük yaşantımızda klimanın düğmesine basarken, uzun duşlar yaparken, yürüyebileceğimiz bir yere otomobille giderken, köylüden alabileceğiniz yerel bir meyveyi yemek yerine çok uzaklardan gelen tropik bir meyveyi tüketirken; “bunun dünyaya maliyeti nedir” diye düşünmeye başlamak, sorunların bir kısmını çözmekte büyük bir adım olacak gibi görünüyor.
Share this :
Share on facebook
Share on twitter
Share on pinterest
Share on whatsapp
updates

Related Articles

Nullam semper etiam congue lacinia nuncesit quam vel vestibulum faucibus dolor non semper leo quis pretium quam lacus.
comment

Post A Comment

Nullam semper etiam congue lacinia nuncesit quam vel vestibulum faucibus dolor non semper leo quis pretium quam lacus.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.